Bugun...


Sündüs Arslan Akça


Facebookta Paylaş









Kasabaları, köyleri bayramda bir başka seviyorum
Tarih: 26-06-2017 00:05:00 Güncelleme: 26-06-2017 00:05:00


Kasabaları, köyleri bayramda bir başka seviyorum  

 

Uzaklar ömrümüzü, değirmeninde öğütmeye devam ediyor. Yılların ardından yetişmek artık akıl karı değil. Ve hızla akan zaman içinde bir bakıyoruz ki, her birimiz savrulduğumuz yerlerde ömrü tüketme aşamasına gelmişiz bile.

 

Ve sonra toprak bağrına bağrına çekiyor bizi. Doğup büyüdüğünüz topraklar burnunuzda tütmeye başlıyor. Şehirler ruhunuzu tüketmek üzereyken köyünüze, kasabanıza dönme isteği daha çok kök salıyor içinizde.

 

Bu isteği en yoğun bayramlarda yaşıyoruz. Birlikte aynı sokakta büyüdüğümüz, oynadığımız, birlikte okuduğumuz ve birlikte çil yavrusu gibi dört bir yana dağıldığımız arkadaşlarımızı, komşularımızı ve de akrabalarımızı bayramlar bir araya getiriyor.

      

Gurbette bayramı ta iliklerine kadar yaşayan biri olarak, imkanlarım elverdiği müddetçe bu özel günleri özlemini çektiğim topraklarda geçirmeye çalışıyorum. Yaş ilerledikçe içimdeki görememe korkusu daha çok büyüyor. Ve erteleme gibi bir lüksümün olmadığının da bilincindeyim.

 

Yolunuzu gözleyen atalarınız varsa ve sizi gördüğünde gözleri ışıl ışıl ediyorsa, dudakları titriyorsa mutluluktan onları bekletmeye ve gözlerini yollarda bırakmaya hakkınız yok. Ne zaman siz de anne baba olup evlatlarınızdan ayrı kalmaya başladıysanız onları çok daha iyi anlıyorsunuz.

     

Bir bayramı daha sılada karşılamanın mutluluğunu yaşıyorum bin şükür. Ki biz duygu insanları hiçbir zaman mutluluğu dibine kadar yaşayan insanlar olamayız. Hep çokça hüzün, bir parça mutluluk taşırız yüreğimizde.

    

Kasabaları, köyleri bayramda daha bir başka seviyorum. Kentlerde yok olmaya yüz tutmuş geleneklerimiz, küçük yerlesim yerlerinde hala direnmeye devam ediyor.

 

Yorgun sokağımızda da telaş başladı. Hanelerde yalnız kalmış ve artık kamburları çıkmıs eski yüzlerin gözleri ışıldıyor bu bayram.

 

Hemen hemen hepsinin de çoluk çocuğu gelmiş. O çocuk seslerinin tükendiği sokak cıvıl cıvıl bu bayram.

 

Uzun yıllar birbirimizi görmediğimiz komşu çocukları ile bir araya gelmenin keyfine de diyecek yok elbette. Hep birlikte geçmişe doğru yolculuklar yaptık. Sonra zamana gelip şimdi hangi şehirlerde ve hangi işlerle meşgul olduğumuzdan tutun da çocuklarımıza kadar heyecan ve merak dolu uzun sohbetler uzayıp gitti aramızda.

 

Muhabbetin biteceği yok, o kadar birikmişimiz var ki. Uyarı geliyordu büyüklerden, daha yapılacak bayram temizlikleri ve ikramlar vardı hazırlanacak.

 

Günlerden arefe, bütün hazırlıklar tamamlandı nihayet. Kabir ziyaretleri de bayramların vazgeçilmezidir. Sılada sadece diriler beklemiyordu bizi. Toprağın koynuna verdiklerimizde evlat kokusu ile yanıp tutuşuyordu.  Ve son iftar sofraları yapıldı birlikte. Ramazan-ı Şerif uğurlandı. Dualarla tekrarının nasip olması dileğiyle…

 

Tabi ki bunun yanı sıra bayramı tatil olarak düşünüp değerlendirenlerimiz de çok. Varsın sıladakiler hüzünlü bir bekleyişin içine girsinler. Yoğun iş temposundan bunalan insanımız için bayram deniz, uyumak, yemek ve içmekten ibaret olan tatil anlamına geliyor.

 

Her ne kadar saygı duymak lazım desem de bayramın güzelliklerinin, asıl manasının yok olmasına da gönlüm razı olmuyor. Tatil amaçlı kullanılan bayram günleri, çocuklarımızın da bayram kültüründen uzaklaşmasına sebep oluyor.

 

Bayram; ne tatil, ne abartılı hazırlıklar, ne de mağazalara harcanan paralardır, bayram; sıla_i rahimdir. İmkanlarımız ölçüsünde yaşamalıyız, yaşatmalıyız.

 

Buraya kadar bayramın bayram tadında olan kısmı. Duygusal insanlar bir de bayramlarda çokça hüzün yaşarlar, demiştim.

 

Çünkü onlar bu bayram nice hanenin karalı bayramı olduğunu bilir, bayramı acıyla geçirenleri düşünmeden edemez.

 

Ülkece öyle derin yaralar alıyoruz ki, bunca acı varken’’ bayram benim neyime’’ demekten kendimi alamıyorum. Yüzlerce çocuk yetim giriyor bayrama ve yüzlerce aile bölünmüş, eksik...

 

Yürekleri yangın yeri analar, babalar evlatlar var nice… Hastane köşelerinde ölümle mücadele edenler…

 

Yetimhanelerde başları okşanmayı bekleyen çocuklar, huzurevlerinin köşelerine terkedilmiş yaşlılar, üzerine bomba yağdırılan mümin kardeşlerimiz…

Demir parmaklıklar ardından bakan kader kurbanları ve onlara yaşlı gözlerle bakan, bu duruma anlam veremeyen çocuklar, açlığa yoksulluğa terk edilenler ve zor şartlar altında görevlerinin başında olan asker ve polislerimiz…

 

Bu hüzün coğrafyasında küçük bir yanım bayram etmeye yeltenirken bir yanım dönüp, ‘’ bayram senin neyine’’ diyor işte.

 

Bunca suskunluk ve vurdum duymazlığın tavan yaptığı bu zaman diliminde, dilerim ki gaflet uykusundan uyanmamıza vesile olan bir bayram olsun.

Dilerim ki, nefretin, kinin silindiği, sevgi dilinin hakim olduğu bir bayram olur.

 

Dilerim ki, kalplerimiz merhametle donanır, kardeşin kardeşi öldürmediği bir bayram olur. Ve dilerim ki haksızlığın, zulmün bittiği ve adaletin hakim olduğu günlere vesile olur.

 

Bayramınız bayram ola…



Bu yazı 1396 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI